BAŞKAN OLMAK İÇİN DÖRT ŞART

 

Son yazımda Trump’ın nasıl beklenmedik şekilde ön seçimlerden çıktığını ve Clinton ile arasındaki farkı nasıl dengelediğini anlatmaya gayret etmiştim. Şimdi, asıl mevzu önümüzdeki son bir ayı belirleyecek parametreler. Trump, şu ana dek tamamen hamaset, Clinton ve Obama’ya saldırı ve popülist vaatlerle bu noktaya geldi. Bu saatten sonra Trump’ın başkan olması için çok önemli birkaç faktör var.

Bu faktörlerden ilki oy vermeyen seçmeni ön seçimlerde olduğu gibi sandığa çekmeli. Bu, Trump için olmazsa olmaz derecede önemli bir faktör. Trump’ın ön seçimlerdeki en büyük başarısı geleneksel oy vermeyen seçmenden almayı başardığı oy oldu. Dolayısıyla ön seçimlerde kazandığı bu ivmeyi devam ettirmek zorunda. Kısacası Trump, geleneksel seçmenin ötesinde seçmen olarak sandık başına gitmeye meyilli olmayan destekçilerini daha da fazlasıyla mobilize edebilmeli.

İkinci önemli faktör, şüphesiz ki Clinton ile karşı karşıya geldiği tartışmalarda sergilediği performanstır. Açık konuşmak gerekirse ilk tartışmada dengeler değişti. Clinton, Trump’ın hızını kesti. Bu hız kesmenin sebebi Amerika’daki seçimleri son aşamada belirleyen bağımsız seçmen olmuştur. Cumhuriyetçi oylar da, demokrat oylar da zaten yerinde, ama seçimlerde dengeyi değiştirecek asıl oylar bağımsız oylardır. Gerek eğitim seviyesi sebebiyle, gerek oy verme yöntemi ve eğilimi sebebiyle bu bağımsız seçmenin sandıktaki seçimi adaydan ziyade politikalar ve programlar üzerinden olur. O yüzden bu seçmen genelde tartışmaları bekler ve bu tartışmalar bu seçmen grubundan gelen oya ciddi anlamda etki eder.

Trump, ilk münazarayı kaybetti. Bu tabii ki göreceli bir sonuçtur. Ancak net olan şu ki, bir Amerikalı, hangisi ciddi manada başkan olarak durur diye sorsa cevap Clinton olurdu. Trump, önümüzdeki iki tartışmada da aynı performansı gösterirse, net söylüyorum başkan Hillary Clinton’dır. Trump’ın hiç şansı olmaz. Ancak Amerikan siyasi tarihinde ikinci hatta üçüncü tartışmada bile dengelerin değiştiğini de çok kez gördük.

Buna en güzel örnek Başkan Obama’nın ikinci dönemi için aday olduğu dönemdi. Obama adayken karşısındaki rakip Mitt Romney idi. Romney, Başkan Obama’yı net bir şekilde ilk tartışmada ezdi. Birçok kimse Romney’i o ilk tartışmanın ardından başkan ilan etti. Çünkü Obama yerle bir olmuştu. Danışmanları Obama’ya ikinci tartışmada da aynı performansı sergilerse bu işin bittiğini söylediler. Obama, ikinci ve üçüncü tartışmalarda Romney’i ezdi geçti. Çünkü zaten başkandı ve her konuya hakimdi. Trump, “Böyle bir dönüşüm yapabilir mi?” Emin değilim. Bu çekincemin sebebi karşısındaki adayın First Lady, senatör, NSA (National Security Agency) üyeliği ve Dışişleri Bakanlığı gibi tecrübelere sahip olması. Kısacası denge değiştirmeye yönelik unsurların hepsi Clinton’da mevcut. Ama yine de Trump’ın önünde iki tartışma daha var. Başkanlık yarışını kazanma şansını yakalamak için bu tartışmalarda dengeleri değiştirmek zorunda.

Üçüncü faktör ise mevcudu koruma. Trump, yeni seçmeni sahaya indirdiği gibi kendisine muhalif birçok Cumhuriyetçi oyu da konsolide etmeyi başardı. Ancak birinci tartışmadan sonra tek tük de olsa Cumhuriyetçi parti içinde kopmalar mevcut. Eğer ikinci ve üçüncü tartışmalardan sonra bu kopmalar büyürse ya da Trump kendi partisini sağlamlaştıramamışsa yapacak bir şey kalmaz.

Dördüncü faktör salıncak eyaletlerdir. Şu anki dengelere baktığımızda, ortada bazı eyaletler var. Florida, Pensilvanya, Ohio, Virginia ve North Carolina eyaletlerinden üç tanesinin delegelerini bir aday alırsa başkan olma yolunda büyük bir adım atmış olur. Hele ki bu eyaletler içinden 29 delegeli Florida ve 20 delegeli Pensilvanya’yı yanına alan aday, 13 delegeli Virginia, 15 delegeli North Carolina ve 18 delegeli Ohio’yu kaybetse bile seçimde delege sayısı önde giden Clinton olursa. Diğer bir deyişle seçim zamanı Florida ve Pensilvanya’nın delegelerini kendi tarafına yazdırmış olan Clinton olursa, diğer  üç eyaleti Trump alsa bile hala Clinton’un başkan olma ihtimali yüksek olur. Ancak aynı şey Trump için geçerli değil.

Bütün bu faktörleri hesap ettiğimizde ortaya şöyle bir tablo çıkıyor. Artık hamaset ya da Amerika’yı tekrar büyük yapacağız söylemleri Trump için kafi değil. Dolayısıyla Trump, yukarıda bahsettiğimiz dört faktörden sadece birinde bile geride kalsa seçimi kaybeder.

Trump’ın kampanyasında üzerinde durması gereken, hem de acil olarak değiştirmesi gereken bu noktalardır. Bunların hiç biri bilinmez şeyler değil. Burada asıl sorulması gereken soru "Trump bunları yapabilir mi?".

 

 

 

 

 

© Copyright 2016 Burak Küntay