Bir BM Genel Kurulunda Yine New York’tayız

 

New York bu hafta önemli bir gündeme sahip. Yine Birleşmiş Milletler Toplantısı vesilesi ile dünya liderleri ve ülke temsilcileri New York’ta toplandı. Tabii ki, New York’a geldiğimiz günlerde bizler için belli iki temel gündem maddesi vardı. Bunlardan ilki BM toplantılarında, ABD ile Rusya’nın Suriye konusunda anlaşmasına doğru giden süreç içerisinde mutabakatı ikincisi ise daha evvelden de belirtildiği gibi göçmen meselesine dair yapılacak görüşmeler. Tansiyonu düşük geçmesi beklenen Birleşmiş Milletler toplantısından hemen önce yaşanan olaylar bütün dengeleri sil baştan değiştirdi.

 

Önce ABD kuvvetlerinin Esad’a bağlı Suriye Ordusu’nu bombalaması, ardından Rusya’nın BM konvoyuna saldırdığı iddiası; Rusya ile ABD ilişkilerini toplantılar başlamadan had safhaya çıkardı. Rusya’nın güvenlik konseyini toplama girişimi ise tansiyonu zirveye ulaştırdı.

 

“Toplantılarda ne mi oldu?” sorusuna yanıt her senekinden farklı olsun isterdim ama maalesef yine aynı. Temenniler üzerine kurulmuş ve ikili görüşmelerle dolu olan davetler ama neticeye bir türlü varılamayan bir süreç.

 

New York bu dönemlerde her ülkeden gelen devlet başkanlarını, başbakanları, bakanları, büyükelçileri ve iş adamlarını kısacası her ülkenin en üst düzey kişilerini ağırlar. Bu günlerde New York sokaklarında arabayla bir yere gitmek mümkün olmaz. Siyah arabalarla kapalı olan caddeler, Amerikan polisinin, gizli servisinin ve ülkelerin kendi güvenlik birimlerinin kuş uçurtmadığı otel önleri, devamlı ikili görüşmeler için yollarda bir otelden ötekine giden konvoylar, her köşe başında kendi ülkesinin heyetini ve o ülkeye dair röportajları haber yapmaya çalışan gazeteci ve televizyoncular, büyük toplantılar organize eden iş adamları ve dernekler, bir yanda da her şeyden habersiz New York’a turistik amaçla gelmiş ama tatil için yanlış haftayı seçmiş turistler...

 

Bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulu daha böyle geçiyor New York’ta. Açık söylemek gerekirse ikili ilişkilerde had safhada faydalar sağlanıyor denebilir. Gerek liderler gerek iş adamları gerek siyasiler mevkidaşları ile ikili hatta çoklu ortaklıklarda yol alabiliyorlar. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Güvenlik Konseyi ya da diğer organları yeterli tepkiyi verebiliyor mu? Tartışılır. Dünya sorunlarına gerekli çabuklukla tavır alabiliyor mu ? Kesinlikle hayır. Bütçesiyle sosyal projelerde elde ettiği bazı sosyal kazanımları hiçe saymak doğru olmaz elbette. Ama kim ne derse desin siyasi olarak inisiyatif alacak bir birlik olmaktan uzak kanaatimce. Liderlerin ülkelerinin tavırlarını kürsüden ifade ettikleri, ama aslında zaten oluşmuş durumlara çare bulmaktan uzak bir noktada Birleşmiş Milletler.

 

Ne konuşuldu? Göçmenler meselesi. Hatta bunun için liderler zirvesi düzenlendi bu yıl. Bu şu demek; günümüzde en önemli konumuz bu. Sanmayın ki sadece Suriye’deki göçmenler konu. Neredeyse tüm dünyada günümüzde birçok kişi için göçmen olarak algılanmayan milyonlarca insan konuşuldu. Netice; temenniler, temenniler. Bazen gerginlikler bazen ılımlı konuşmalar. Ama maalesef sorunlar büyüdükçe büyüyor ve New York’un güzel bol ışıklı parlak sokaklarında davetten davete giden smokin ve takım elbiseler, siyah makam arabaları ile had safhadaki güvenlik önlemleri, toplantılara koşan heyetlerin heybetli temsilleri ve duruşları asla dünyayı kökten değiştirecek bir noktaya gelemiyor.

 

New York’a gelip BM toplantılarını ve görüşmeleri izlemesi, takip etmesi çok büyük keyif olmuştur her zaman. Büyük bir kültürdür ama etkileri ne denli büyük ya da bir sonraki seneye ne kadar sirayet edebilen kararlar alınıyor muallak.

 

 

© Copyright 2016 Burak Küntay