ABD Başkanlık Sistemi'nde Denge Denetim                                                                                                 27.05.2016

 

ABD başkanlık sisteminin olmazsa olmazlarından biri denge denetim sistemidir. Son yazımda denge denetim sistemine dair olmazsa olmazın aslında kuvvetler ayrılığı olduğunu söylemiştim. Kuvvetler ayrılığının eksik olduğu bir sistemde, kuvvetlerin iç içe geçtiği bir düzen içerisinde farklı erklerin birbirini denetlemesini beklemek ve verimli bir denge denetim sisteminin oluşmasını düşünmek zor olur.

 

Amerika Birleşik Devletleri'nde kanun yapılış süreciyle ilgili bir örnekle bu daha iyi anlaşılabilir. Bir kanun tasarısı önce Senato'dan, daha sonra Temsilciler Meclisi'nden birbirine neredeyse denk çıkmak zorundadır. Bu koşulla çıkan bir kanun tasarısı, noktasından virgülüne kadar aynı olacak şekilde Amerikan Kongresi'nin iki kanadından da çıktığı takdirde ABD Başkanı’nın onayına gider.

 

Onaylanmak için Başkan’ın gündeminde olan tasarı Başkan tarafından veto edildiği takdirde tekrar Kongre'nin gündemine gelir. Daha önce sadece basit çoğunlukla her iki meclisten de geçmesi kâfi olan yasa, Başkan’ın vetosu ardından her iki taraftan da en az üçte ikilik bir oranla geçme zorunluluğu taşır.

 

Düşünün ki önce iki meclisin de alt komisyonlarında görüşülen, daha sonra bu komisyonlardan muhtemelen değişikliklere uğrayarak geçmiş olan kanun tasarısı, ardından da iki genel kurulda da onaylanmayı bekler. İki genel kuruldan da onay aldığı takdirde bu genel kurullardan geçen tasarıda bire bir denklik aranır. Genel kurullardan geçen tasarılar birebir aynı değilse genel kurullar arasında bulunan ortak uzlaşma komisyonuna döner ve meşakkatli süreçler sonunda tekrar genel kurullara getirilir.

 

Ardından genel kurullarda, yani hem Senato, hem de Temsilciler Meclisi'nde basit çoğunlukla kabul alırsa yasa olma yolunda Başkan’ın önüne getirilir. 100 kişilik ABD Senatosu'nun genel kurulu ve komisyonlarıyla onaylanan, 435 kişilik ABD Temsilciler Meclisi genel kurulu ve alt komisyonlarında da onaylanan, uzlaşma komisyonunda tartışılan ve büyük uğraşlar neticesinde çıkma noktasına gelen yasa sadece bir kişinin, Başkanın, yani yürütmenin başında bulunan kişinin onayına gider.

 

İşte o noktada yürütmenin başındaki Başkan sadece bir imzasıyla bu tasarıyı veto edebilir ve Kongre'ye geri yollayabilir. Başkan’ın vetosunun ardından tekrar Kongre'ye dönen tasarının bu sefer iki kanattan da üçte ikilik bir çoğunlukla geçmesi gereği aranır. Bu da ABD Kongre yapılanmasında tarih boyu çok rastlanan bir çoğunluk olmadığı için yasa neredeyse kadük olur. Düşünün ki sadece bir kişinin elinde yüzlerce seçilmiş kişinin çok zor şartlar altında aldığı kararı ortadan kaldırabilme yetkisi de mevcuttur.

 

ABD Başkanı,  bu yetkilerle belki de dünyadaki en büyük demokrasilerden birinin başında ve tek kişinin elinde bulundurduğu bu güce rağmen ABD demokrasisi gayet işlevsel bir şekilde denge denetimi sağlıyor. Bunun sebebi olan iki önemli noktadan bahsetmek mümkün. Bunlardan ilki denge denetimin tek değil çift taraflı olmasıdır. Diğeri ise ABD'de mevcut olan siyasi kültürdür. ABD'de her şey gibi denge denetim sistemi de çift taraflı işliyor. Başkan’ın tek bir kişi olarak koca bir yasamayı durdurabildiği gibi onun elinde bulunan birçok idari kararda da Kongre Başkan’a dur diyebiliyor.

 

Örnek vermek gerekirse, uluslararası silah satışlarında Kongre'nin onayı gerekir. Öte yandan, Başkan kendi kabinesini atarken Senato'nun onayı olması şarttır.  Başkan, Amerikan ordusunu sınır ötesi operasyona yolluyor, ama bir süre sonra Kongre'nin onayı gerekiyor. Büyükelçi, Genelkurmay Başkanı ve komutanların atamalarından CIA Başkanı’nın atamasına kadar birçok bürokratın tayin yetkisi Başkan’dadır. Bununla birlikte Kongre’nin onayı olmadan bu tayinler hayata geçemez.

 

Düşünün ki ABD Başkanı Barack Obama'nın Bush yönetimini en çok eleştirdiği nokta savunma ve Irak politikaları oldu. Obama, Oval Ofis'e seçildikten sonra bu politikaların başında bulunan ve Bush yönetiminin Savunma Bakanı olarak görev almış olan Robert Gates ile yola devam etmek zorunda kaldı. Daha sonra Cumhuriyetçi Senatör Chuck Hagel'i bu göreve getirdi. Son dönemde Obama'nın Savunma Bakanlığını yapan Ash Carter bile bir bürokrattır. Yani Obama, 8 senelik başkanlık dönemini tam anlamıyla beraber çalışmayı arzu ettiği Savunma Bakanları ile tamamlayamadı.

 

Obama, istese Cumhuriyetçilerin her yasasını veto edemez mi? Tabii ki eder.  Cumhuriyetçi Kongre istese Obama'nın bütün atamalarını bloke edemez mi? Eder. İkisi de isterse birbirini kilitleyemez mi? Kilitleyebilir. Ancak böyle üstün ve büyük yetkilere sahip her iki erk de böyle büyük yetkilere sahip olmasına karşın uzlaşmacı olabiliyorlar. Obama, gerekirse çok eleştirdiği Cumhuriyetçilerden bir senatörü bakan yapıyor. Öte yandan çok istediği bir büyükelçi atamasından vazgeçiyor. Diğer taraftan Kongre, külliyen istemediği ve Obama'nın öncülük ettiği sağlık reformu tasarısını kademeli olarak destekliyor ya da belli noktalarda Obama’nın bütçe aşımlarına göz yumuyor.

 

Neden mi? İşte, denge denetimin bu raddede olmasına ve erklerin her birinin böyle büyük güçlere sahip olmasına rağmen bu sistemin işlemesi aslında en çok ödün verebilme ve uzlaşma kültürüne bağlıdır. Kısacası denge denetim sisteminin ABD'de mükemmele yakın işlemesinin en büyük sebebi siyasi kültürün sisteme müsait olmasıdır. Denge denetim sistemi ne denli kuvvetle uygulanırsa o denli erklerin özgür ama şeffaf bir şekilde çalışması sağlanır. Ancak kâğıtta yazan yetkiler bir ülkede işleyebileceği gibi diğer bir ülkede aynı verimi sağlamayabilir. Buradaki kilit taşı, siyasi kültürün uzlaşmayı ve karşılıklı ödün vermeyi hangi ölçüde teşvik ettiğidir.

 

© Copyright 2016 Burak Küntay