Gerçeklerden Uzak Tasarı                                                                                                                                   06.06.2016

 

Yıllardır dünyanın farklı ülkelerinde sözde Ermeni tasarısı parlamentolarda gündeme taşınır. Artık bu durum, bir noktadan sonra komik, anlamsız ve saçma bir hal almaya başladı. Neden mi? İçi yalanlarla dolu, tarihi bir dayanağı olmayan, bir milletin geçmişini karalamak ve istikbaline leke sürmek için atılmış iftiralardan ibaret tasarılar tartışılmaya ve kabul görmeye başlandı.

 

Bu tasarılardan biri geçtiğimiz günlerde Almanya parlamentosundan geçti. Bu tasarının içeriğini hazırlayan ve meclise sunan, bu süreçte baş rolü oynayan Cem Özdemir, 1997-98 yıllarında bu konuyla ilgili müspet görüş beyan ederken, 2001 yılında kesinlikle karşı tavır almış ve 2016 yılında geçen tasarıda ise fikrini bir kez daha değiştirmiş ve tasarıya imzasını atmıştır. Tarihsel olaylar ve bilimsel gerçekliklerden uzak tamamen siyasi görüşleri ve düşünceleri dahilinde bir ülkenin siyasetini eleştirmek için ortaya atılan tasarıya bence çok da anlamı olmayan bir imza atmıştır.

 

Bir ülkenin iç siyasetini benimsiyorsan ve o ülkedeki iktidarla aran iyi ise tarihi başka okumak, yok kötü ise tarihi bambaşka yorumlamak bir devlet adamının, bir siyasetçinin ya da bir parlamentonun etiğine yakışmaz. İnandığın bir doğruyu gerçekleriyle, bilimsel donelerle, içi dolu bir şekilde gündeme getirir ve savunursun. Ancak bir ülkeye mevcut diyaloglardan ötürü tarihi yalanlarla müdahale etmek siyaseti sorumsuzlaştırır. Böyle bir yaklaşım Türkiye ve Almanya gibi iki önemli dostun ve müteffikin istikbaline ve ilişkilerine zarar vermekten de başka bir amaç güdemez.

 

İşte bu tasarı bugün Almanya’da yarın başka ülkelerde gündeme gelebilir. Buna benzer birçok aslı astarı olmayan hadiseler Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar vermek için dünya gündemine taşınabilir. Bundan önce de taşınmıştır, bundan sonra da taşınmaya devam edecektir. Güzel bir söz vardır; ayinesi iştir insanın, lafa bakılmaz. Elbette tarihi gerçekler ve bu ülkenin şanlı tarihi her zaman için üzerine atılan çamurları tez zamanda üstünden döker ve alnı ak yüzü pak bir şekilde dünyadaki yerini korumaya devam eder. Ancak üzücüdür ki, dünyada seçim kampanyalarına yapılan desteklerden ötürü böyle ithamlarla çamur atan bazı vekiller hala mevcuttur. Öte yandan, oy derdiyle sadece inandıkları ve inanmadıkları değerler çerçevesinde değil, fikri bile olmadıkları mevzularla ilgili başka toplumları itham etmeleri, dünyada radikalleşmeye ve toplumları birbirinden soğutmaya sebebiyet verir.

 

Bu sadece Türkiye’ye yapılmış bir ayıp olarak değerlendirilmemelidir. Bu ve buna benzeyen yaklaşımlar, bilimsel gerçeklerden uzak ve çıkar amaçlı siyasi hamleler olup, sadece bazı ülkelerin diğer ülkelerle olan ilişkilerine zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda kendi toplumları içindeki birçok azınlığı da öfkelendirir. Avrupa’daki sağın yükselişini net olarak görmekteyiz. Siyasette maharet, devlet yönetiminde üstünlük, bireysellikte kuvvet, maddi ya da manevi çıkarlarınız doğrultusunda fikir beyan etmeyi değil, doğruları söyleyebilme kuvvetine sahip olmayı gerektirir.

 

Bu tasarı, Türk milletinin en önemli müteffiklerinden biri olan Almanya’ya karşı gönlünü kırıp, samimiyetinden ve dostluğundan şüphe etmesine sebep olmuştur. Aynı zamanda da ekonomik ilişkilerin etkilenmesine ve siyasi ilişkilerin ise riske girmesine vesile olmuştur. Ancak bu millete yapılan iftiralar ne ilktir, ne de bununla son bulacaktır. Kanıtlanabilirlik ve bilimsellikten uzak her türlü söylem tarihin gerçekleri karşısında ezilip asılsız kalmaya, bu iftiraları atanlar da tarih nezdinde aldıkları kararlarla yüzleşmeye mahkumdurlar.

 

© Copyright 2016 Burak Küntay