RUS HAMLESİ                                                                                                                                                                                               15.03.2016

 

Kimsenin beklemediği bir anda dünya politikası Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Askerlerimizi Suriye’dan çekiyoruz” sözüyle çalkalandı.

 

Arap dünyasında sıcağı sıcağına gündeme gelen bir görüşe göre bu çekilme Rusya’nın Cenevre sürecine mütakip Esad’la ve İran’la arasının açıldığının bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Resmi kaynaklardan hiçbir zaman tam anlamıyla doğrulanmasa da Rusya’nın Esad yönetiminden Suriye’nin geleceğine ilişkin bazı talepleri olduğu defalarca dillendirildi.

 

Bu taleplerden başlıcası Cenevre sürecinde önemli bir noktaya gelen Rusya’nın Esad’tan herhangi bir ön koşul sunmadan masaya oturmasını istemesi.

 

Rusya’nın bu talebine karşılık, Esad’ın eninde sonunda kurulacak Suriye’deki yeni düzende bir rolü olmayacağına dair uluslararası yaklaşımın İran ve Esad tarafından olumlu karşılanmadığına ve bunun neticesinde Rus yönetiminin İran ve Esad’a karşı tepkisel bir manevrayla bu çekilmeyi organize ettiğine dair bir görüş var.

 

Arap dünyasında gündeme gelen bu görüş hiçbir resmi açıklamaya dayanmamakta. Rusya’nın bu talepleri resmi olarak tamamen doğrulanmamış ve varsayımdan öteye geçmemiştir.

 

Ben bu yaklaşımın Rusya’nın ulusal menfaatleri ve kazanımları açısından asıl sebep olacağını düşünmüyorum. Hele Ortadoğu’daki büyük resme bakıldığında Rusya’nın kısa ve orta vadede İran ve Esad yönetimiyle büyük bir tezatlık içerisine gireceğine de ihtimal vermiyorum.

 

Asıl soru şu:

 

Rusya, bu hamleyi yaparak ne avantajlar sağlamıştır?

 

Zaten süreç başladığında ve Rusya askerlerini bölgeye sevk ettiğinde çok zor durumda olan Esad yönetimi Rusya’nın da desteğiyle kendini toparlamış ve ciddi kazanımlar sağlamıştır. Dolayısı ile Rusya birincil hedefine zaten ulaşmıştır.

 

Esad, gitti-gidiyor denilen bir dönemden kuvvetlerini ve yapısını güçlendirdiği bir sürece Rusya’nın da yardımıyla girmiştir.

 

Rusya çekilerek “Ben sadece gerektiği kadar burada dururum, hegemonik bir derdim yok” duruşunu gerek Cenevre sürecinde, gerekse uluslararası ortamda kullanabileceği büyük bir koz haline getirmiştir.

Rusya, uzun süredir Suriye’nin güneyinden Suudi Arabistan liderliğinde birçok Arap devletinin içine dâhil olduğu bir askeri harekatin olabilme ihtimalinin önüne geçmiştir.

 

ABD’nin ya da herhangi başka bir gücün bölgeye askeri müdahalesi potansiyel olarak engellenmiş; diğer bir deyişle “Ben çıkıyorum; ama kimse giremez” gibi bir algı oluşturulmaya başlamıştır.

Nitekim Rusya tarafının bazı söylemlerinde de şartların değişmesi halinde güvenliği tesis etmek için daha güçlü bir geri dönüşün de kapıları aralanmıştır.

 

ABD’nin müttefikleri ve diğer ülkelerin Suriye’ye müdahalesi konusunda uzun süredir kulaktan kulağa dolaşan ve Rusya’nın çekilmesiyle ABD’nin de elini güçlendiren bölgeye müdahale konusundaki politik ve uluslararası baskı, ABD’nin üzerinden de böylece kalkmış oldu.

 

Zaten Rusya’nın eskiden beri elinde olan Tartus limanındaki gücü bu vesileyle iyice arttı.

Daha önceden kendinde bulunmayan Hmeymim hava üssü Rusya’nın yeni bir kazanımı olarak artı hanesine yazıldı.

 

Rusya’nın ABD ve Avrupa ülkeleriyle ilişkilerinin yumuşamasını ve “Ben yapacağımı yaptım, sıra sizde” kozunu Rusya’nın elde etmesini sağladı.

 

Bunun da yanında Rusya’nın mevcut ekonomik durumunun iyileşmesi yönünde bu geri çekilmenin önemli bir etkisi görülecektir. 2014 yılından 2016 yılının ilk çeyreğine kadar Rusya’nın ekonomisi yüzde dört ile beş oranında küçülmüştü. Rusya’nın bu küçülmeyi tersine çevirme noktasında bir kazanımı olabilme ihtimali de cabasıdır.

Şimdi, bütün bunları düşündüğünüzde büyük uluslararası denge değişikliklerinde bütün bu kozların Rusya’nın eline geçmiş olduğunu fark edeceksiniz.

 

 Rusya, Suriye’den çekiliyor haberine baktığımızda “Rusya burada geriye neyi çekiyor ya da kazandığı neyi ödün veriyor?” sorusunu sormak şarttır.

 

 Rusya’nın bu hamlesi politik ve askeri olarak kendisine birçok avantaj sağlarken bir oranda Obama yönetimini de nispeten rahatlatmış, Cenevre’de, Münih sürecinde ve uluslararası birçok diyalog ortamında Rusya’ya avantaj sağlamıştır.

 

 Aynı zamanda askeri olarak geri çekilmesine rağmen elde ettiği kazanımlarını herhangi bir gerek duyma durumuna karşı daha da arttırabileceği askeri bir avantaj durumuna sokmuştur.

 

Asıl soru şudur; Rusya çekiliyor mu? Kısmen.

 

Bu hamleyle Rusya ne kaybetti? Hiçe yakın.

 

Ne kazandı? Tabii ki zaman gösterecek, ama şuan itibariyle önemli kozlar.

 

© Copyright 2016 Burak Küntay