Trump'ın Son Şansı

 

Yaklaşık bir haftadır Washington D.C. de Bahçeşehir Üniversitesi Amerikan Araştırmaları Merkezi olarak önümüzdeki seçimleri izlemek için bulunuyoruz. Daha evvelki yazılarımda da farklı şekilde ifade ettiğim gibi Trump'ın yükselişi her uzmanı şaşırtan ama irdelendiğinde ardında birden çok faktör barındıran bir süreçti. Asıl soru Trump'ın ön seçim sonrası Clinton'a karşı aynı ivmeyi sürdürüp sürdüremeyeceği idi. Trump rüzgarı yarışın ilk başlarında yükselmeye devam etse de ilk tartışma sonrası durakladı. İkinci ve üçüncü tartışmalar ile gerilemeye başladı. Trump'ın kadınlara yönelik sözleri Clinton kampanyası tarafından çok iyi kullanıldı ve Trump ile Clinton arasındaki fark iyice açıldı. Hele bir de kampanyada Trump'ın Clinton'a en çok yüklendiği nokta olan Dışişleri Bakanlığı esnasında resmi yazışmalarını devletin değil kendi özel e-posta hesabından yapmış olması büyük problemdi. Ancak FBI'ın dosyayı kapattık sözleri Clinton'ı iyice rahatlattı.

Açık konuşacak olursak bir kaç gün öncesine kadar Clinton, başkanlığını en az 4-5 puan farkla ilan etmişti. Peki seçimlere 12 gün kala ne oldu da Amerikan Siyaseti buz kesti?

FBI Trump'ın kampanyanın başından beri Clinton'a karşı kullandığı e-posta meselesini kapatmasına rağmen yeni deliller bulunduğu gerekçesiyle tekrar açtı. İddiaya göre Clinton'ın önemli danışmanlarından Huma Abedin'in ayrılmakta olduğu eşi Anthony D. Weiner ile olan yazışmalarının Weiner'in FBI tarafından el konulan bilgisayarında Clinton e-posta davasına dair yeni ipuçları bulunduğu iddiasıydı.

İki gündür Washington sokaklarında birçok yerde Trump taraftarlarının bu son şanslarını değerlendirmek için yoğun çaba harcadıklarına şahit oluyoruz. Ne demek son şans? Şu ana kadar Trump kendi hatalarını savunan ve Clinton Trump'a yüklenen durumdaydı. Ancak soruşturmanın yeniden açılmasıyla bu sefer saldıran taraf Trump savunan taraf ise Clinton olmaya başladı.

Clinton kampanyası iki önemli noktanın üzerinde durmaya başladı. İlki soruşturmanın yeniden açılmasına sebep olan bu iddiaların ne olduğunu öğrenmek istiyorlar. Ancak hala FBI tarafından bu hususta ortaya çıkan bir açıklama yok.

Asıl gündem ise Trump'ın FBI direktörü James Comey'i baskı altına aldığı ve seçimlere 12 gün kala seçimi etkileyebilecek bu önemli soruşturmayı açmasına tekrar vesile olduğu görüşümeler. Trump FBI direktörünü etkileyebilir mi ya da FBI direktörü bu noktada kimsenin tesiri altında kalır mı, bunlar bir noktadan sonra komplo teorisi olmanın ötesine geçemez. Ama asıl mesele bu iddiaların son 10 günü nasıl etkileyeceği.

İşte bu noktada kanaatimce önemli olan çarşamba ve perşembe günleri olacak. Eğer önümüzdeki perşembeye kadar Clinton postalarında ciddi bir suç unsuru ortaya çıkmazsa Clinton seçimden başkan olarak çıkacaktır. Zaten eğer Clinton'ın seçiminin neticesini etkileyecek bir soruşturma neticesi gündeme gelirse Clinton'ın başkan seçilmesi çok da büyük bir fark yaratmaz çünkü başkanlığı hukuksal olarak azledilmeye kadar giden bir sürece girer. Bu noktada işin hukuki kısmı ve delillerin ne olacağını bilmek mümkün olmayacağı için bu ihtimal üzerinden konuşmak zor.

Ancak gündeme gelen iddialar seçim gününe kadar iddiadan ibaret kalırsa Clinton seçimin kazananı ve ABD'nin yeni başkanı olacaktır. Hatta daha da net olmak gerekirse Trump'ın bu son şansı, iki üç güne kadar Trump'a gerekli geri dönüşü getirmezse 270 delegeyle kazanılacak başkanlık öyle çokta ucu ucuna değil Clinton'ın en az 300-330 bandında oy aldığı ve fark attığı bir seçime dönüşebilir.

 

 

© Copyright 2016 Burak Küntay